2 Şubat 2016 Salı

Bir akşamüzeri, yazıhaneye döndüğü zaman, odacı, ikiye katlanmış küçük bir kâğıt parçası uzattı Turgut’a. “Sizi bir hanım aradı,” dedi. “Genç bir hanım.” Yazıhaneye oturdu, alışkın bir hareketle kâğıdı açtı. Her zaman ona bırakılan notları açtığı gibi. Nermin’in bir arkadaşı olmalı. Ya da derneklerden biri için bağış isteyen sosyetik bir bayan. Kâğıtta ince, düzgün bir el yazısıyla iki satır: 

Selim’in bir arkadaşıyım.
Sizinle görüşmek isterdim.

    Ne imza, ne adres. Selim’in arkadaşı. Bir kadın. Hemen odacıyı çağırdı. Hiçbir şey söylemedi mi? Hayır. Sizi biraz bekledi. Gene ararım, dedi. Selim. Selim Işık. Süleyman Kargı. Metin. Kaybolan hayaller. Ben neredeyim, ne yapıyorum? Bütün bunlar ne demek? Kendini toparlayamıyordu. Unutulan bir borcun hatırlatılması. Elini alnına vurdu. Bir zamanlar, bir yerlerde, birtakım olaylar olmuştu. Bana birtakım sözler söylemişlerdi. Günler geçti hayır, aylar oldu. Ne kadar zaman geçtiğini hatırlamaya çalıştı. Hayır, unutmadım: ben de tam sizi aklımdan geçiriyordum; tam, artık merak etmeye başladım, diyordum. Daha geçen gün konuşuyorduk. Yalan, konuşmuyordunuz. Ne yapıyordum peki? Günlerce beni uğraştıran, düşündüren bir olayı hemen unuttuğumu söyleyemezsiniz. Kimse söyleyemez. Uygun bir zaman bekliyordum. Gülünç olma. Biliyorum: görünüşte haksızım. Fakat, ne bileyim işte... beklenmedik bir zamanda. Beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan. Olaylara rastlamamak için sen yolunu değiştirdin. Karşı kaldırıma geçtin. Bu sözüne gülmek isterdim. Bütün gücümle gülmek isterdim. Ben mi kaçtım? Olmaz. Bir yanlışlık var. Bir daha gelir mi  acaba? İnşallah gelmez. Ondan korkuyor muyum? Neden korkayım? Bir şey bilmiyor ki. Arkadaşlarıyla görüştüğü- mü, bu meseleyi kurcaladığımı, sonra da... bilemez, bilemez... O halde, korkmam gereksiz. Gene gelecekmiş. Ya beni bulsaydı? En hazırlıksız bir durumda! Belki onu hemen geri çevirirdim. Saçmalıyorum. Biraz düşünmeliyim, siz daha sonra gelin. Aptal. Ne diyecekti de düşünecektim? Benim gibi, olmayacak hayaller mi kuruyordu bu kadın sanki? Kadın mı? Selim’in arkadaşı... kadın...

Hiç yorum yok: