25 Temmuz 2013 Perşembe

Bazen sinirden mi gözlerim doluyor, sevgiden mi, özlemden mi, yoksa nostalji ihtiyacından mı bilemiyorum, herhalde alışkanlıktandır deyip uyuyorum. Beni bu çıkmazdan yasemin kurtarabilirdi, o da düşünmek için biraz süre istedi. Yedi sene önce. bazen amma uzun düşündü diye düşünüyorum, daha çok günbatımlarında.
Emrah Serbes

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Sanki kader onu uzun müddet dişleriyle çiğnedikten sonra az önce ağzından tükürüvermiştir.Gorki

23 Temmuz 2013 Salı

"kitaplar da büsbütün bozdu ahlakımı."
hayat, bir romansa bile,oldukça kötü yazılmış bir roman olmalı. Çünkü bir dolu boşluğu, sarsaklığı, tutarsızlığı var.
M.M
mısra 542: ....Tunç devri
Kaç yıl sonra başlayacağını henüz bilimadamlarımızın kesinlikle tespit edemediği tunç devri, halkımız için bir altın devir olacaktır. bir kısım ilahiyatçılara göre bu devir,İsa'nın ikinci gelişi'yle aynı zamana rastlayacaktır.
tunç devrinde insanlarımız arasında, birinci sınıf vatandaş, ikinci sınıf vatandaş ve halk şeklinde yapılan ayrım ortadan kalkacaktır.
Umumi nakil vasıtalarında biletçiler, halka, bay ve bayan gibi kaba tabirlerle hitap etmeyeceklerdir.
şoförler halka eziyet etmeyeceklerdir. bozuk para bulunduracaklardır.
Köylüler, en kalın elbiseleriyle, güneş altında çömelerek saatlerce devlet kapılarında beklemeyeceklerdir.
apartman kapıcılarının saltanatı sona erecektir.
Kalabalık caddelerde oyuncak satan esmer adam, kemer satan ve olduğundan yirmi yaş fazla gösteren adam ve küçük şişelerde ne olduğu anlaşılmayan bir sıvı satan ve sarası yüzünden sık sık kaldırımlara düşen adam ve meyhanelerde fıstık satan gözlüklü genç adam ve gene meyhanelerde kasap oyunu oynayarak hayatını kazanan koço ve artık yaşlandığı için rakı isteyince şarap getiren garson Tanaş, bu zavallı durumlardan kurtularılacaktır.
Herkes istediği mesleği seçecektir. Ressam olmak isteyenler reklamcı, yazar olmak isteyenler mühendis, mimar olmak isteyenler iktisatçı, meyhaneci olmak isteyenler hukukçu, hukukçu olmak isteyenler tezgahtar, adam olmak isteyenler uşak ve dilediği gibi yaşamak isteyenler rezil olmayacaklardır.
Delilerle alay edilmeyecektir. mahalle çocukları böylelerinin peşine takılmayacaktır.
Para kazanmayanlara serseri denilmeyecektir.
Babalar, kızlarını her çeşit insanlara vereceklerdir.
Sokak köpeklerinin durumu düzeltilecektir.
Çocuklar, masallarla ve allah'ın verdiği cezalarla korkutulmayacaktır.
Taşradan gelenler, şehirde doğmaktan başka meziyetleri olmayanlar tarafından hor görülmeyecektir.
kurnazlık ortadan kalkacaktır. Bu konuda sıkı tedbirler alınacaktır.
Yüreğinizi ezen bu sıkıntı, başınızdaki bu ağırlık kalkacaktır.
O zaman bin yıllık saltanat başlayacaktır. Bin yıl daha sürecektir. Bin yıl daha sürecektir. Bin yıl daha sürecektir. B
in yıl daha sürecektir. bin yıl daha, bin yıl daha..."


bazı umutlar başka zamanlarındır

Murathan...


Hayat bir kere oynanan bir kumardır.Ben o kumarı kaybettim. Tekrar oynayamam.

Kürk Mantolu Madonna


''Bir yerlerde insanları hapse atıyor olmalılar, başkalarını öldüresiye üzdükleri, derin mutsuzluklara ittikleri için. Belki cinayetlerin değil ama intiharların azmettiricileri oldukları için cezalandırılması gerekir birilerinin."

Hakan Günday


Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır.

Hakan Günday


"Bağışla beni," yazmıştı. "Bir geleceğimin olması için hatıranın silinmesi lazım."

Elif Şafak


Pandora'nın kutusu açılıp,Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Umut. O zamandan beri yanlışlıkla kutuyu ve içindeki umudu iyi şans olarak yorumladık. Fakat Zeus'un arzusunun, insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Umut kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

Nietzsche Ağladığında)

Puslu Kıtalar Atlası


'Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi (romanın ana karakteri) , dünyanın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kuran'ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise mâceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, mâcera insanoğlu için büyük bir nîmetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk,bu dünya nın şâhidi olmaktı.'