30 Mart 2015 Pazartesi

Doğduğum günden başlayarak bir suç dizisi içindeyim.Seni görmek istemiyorum,seni görmek istemiyorum.Aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı.Beni unut-belki de unuttun-beni unut.Başıma gelecekleri düşünme.Ne yaptığımı nasıl yaşadığımı merak etme.Sana anlatması zor.Sevmesini bilmeyenler kaderlerine razı olmalıdırlar.Oluyorum.Eyvallah.İyi değilim ,fakat üzüntülü de değilim bak gülüyorum: Ha-ha

artık senin için bir yabancı olan
H.H.H(Ha-ha Hikmet)

19 Mart 2015 Perşembe

..yaşamak artık beni yoruyor önemli bir olay yaşamadan sadece yaşamak bile yordu beni insanlarla birlikte olmak onların sözlerine cevap vermek nasılsınız demek içeri girerken merhaba ayrılırken hoşçakalın gene görüşürüz demek konuşmaları izlemek ne demek istedi acaba söylediğimi anladı mı ne demek istedi acaba yanlış bir şey mi yaptım acaba söylediğini anladım mı o kadar çok insan var ki o kadar çok olay birden oluyor ki birini izlemek isterken başkasını kaçırıyorum birini duyarken ötekini görmüyorum yetişemiyorum kan ter içinde kaldım sigaramı yakarken ne söylediğinizi anlayamadım kahvemi içerken kapının açıldığını görmedim biri daha mı geldi bir şey daha mı oldu ipin ucunu kaçırdım tek bir şey bile izlemeyi beceremedim kapıdan çıkmayı düşünürken pencereyi kapatmayı unuttum sizce gülümseyeyim derken onun elini sıkmak gerektiğini görmedim...
Selim bir Günseli'si olduğu için bütün bunları anlatabildi ya Günseli'si olmayanlar ne yapacak...
Sebep olanların gözü kör oldu.Dünyayı bir karanlık kapladı.Fırıncılar kimseye ekmek vermedi.Şeker karaborsaya düştü.Matbaalar ekmek karnesi basmaya başladı gizlice.Selim kafasında on yüz bin ,hayatında sadece bir aşk yaşadı.Onun da dumanı doğru çıkmadı.Baca çarpık yapıldığı için ortalığı bir kurum kapladı.Göz gözü görmez oldu.Dost düşmandan ayrılmaz oldu.Herkes birbirine girdi.
Gene de seviyorlarmıymış beni.İşte beni bu incelikler öldürüyor.
Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Âşık olma oranı yüz binde kırk iki. Beş yıllık plan yüzde yüz gerçekleştiği takdirde bu oran bin dokuz yüz seksende yüz binde seksen altı olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. Beş yıllık planın uygulanmasına geçeli bizim sınıftan yalnız Güner âşık oldu: o da bir bar artistine.Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz.Buyrun bakalım. Binde dört onda iki. Gururumuza dokunuyor. Selim kadar olamıyoruz. Ayrıca, büyük şehirlerde bir bakıma yüksek görünen bu oran, köylere doğru gittikçe azalıyor. Milli gelirin dağılımı gibi. Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre, bir yıl içinde sadece on iki bin yedi yüz onaltı muhallebicide buluşma, yedi bin sekiz durakta buluşma(bunun bin sekiz yüz yirmi beşi gerçekleşmemiş), bin dörtyüz altmış iki çeşitli açık yer gezintisi (parklar, kırlar, ada-lar v.s.) ve yalnız altı yüz on iki sinema locası olayı tespit edilmiş. Buna gizli aşkları da ekleyin (bültende Selim’inadına rastlanmadığı için, bunu gizli aşk olayları arasındadüşünebiliriz.) Gizli aşk sayısının da, ihtimal hesaplarınagöre dört bin altı yüz kadar olduğu tahmin ediliyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre de (yuvarlakolarak) yüz yirmi altı bin sekiz yüz bakıp da iç geçirme,kırk dört bin otobüs ya da dolmuşta hafifçe temas, dört biniki yüz peşinden gidip de vazgeçme, sekiz yüz elli eve kadar izleme ve on beş bin yedi yüz uzaktan âşık olma ve sadece (bu sayı kesin) sekiz yüz on dört ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş. Bu arada, park bekçileri, seksen iki bin kadarçifti düdük çalarak, tabanca çekerek ve benzeri tehditlerle korkutmuş. Parklar, bahçeler ve kırlar genel müdürlüğüne göre de, altmış bin papatya sevgi falı için koparılmış ve âşıkların üzerinde uzandığı yirmi sekiz bin metrekarelik bir sahanın çimleri ezilmiş. Tahmini zarar, yarım milyon lira civarında. Uzun sözün kısası, nefes alışın bile izleniyor Selim.

17 Mart 2015 Salı

Götürün memura paraf etsin,getirin şefe imza etsin.Dilekçeye kağıtlar eklenmeye başlar .Kağıtlar birbirine iğnelenir,her memur kendi kağıdını eklemeden önce iğneyi çıkarır,yeni iğneyi başka bir yere takar.Kağıtlarda delik sayısı artmaya başlar .Bazı memurlar iğneyi çıkartmaya üşenir;kendi kağıdını ayrı bir iğneyle takar.İğne sayısı artmaya başlar .Bir başkası kağıtlar kabardı der :bir ataş takar.Her memur bir paraf bir damga bir tarihle kağıtları süsler.
İşte böyleydik biz canım Selim! Şimdi ne durumlara düştük ikimiz de .Sen öldün ;bende koridorlarda anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyorum
Uzun uzun, tarih ve numarayı inceliyor. Sanki hayatında tarih ve numarayı ilk defa görüyor. Selim olsa, bir cinayet çıkardı. Budist olacaksın: ağaç, taş, bu münasebetsiz memur ve Turgut Özben. Kaynaşıp gideceksin. İşi cahilliğe vuruyor. Böylece hem zaman kazanıyor, hem de sabrımı deniyor. Sonra saf saf başını kaldıracak, ben bundan hiçbir şey anlamadım, diyecek. Cahilliğine aldanmayacaksın, hemen atılıp anlatmaya kalkmayacaksın. Öyle bir anlamıştır ki küçük ve önemsiz bir yanlışını yakalayıverir senin. Bilgisizliğini yüzüne vurur. Küçümser seni. Çileden çıkarmaya çalışır. Bu kadar okumuş, tahsil görmüş, daha bir dilekçenin nasıl yazıldığını bilmiyor, der bakışlarıyla. Masasının gözünden talimatnameler, nizamnameler, kanunlar çıkarır. Maddeler denizinde boğar seni. Bir işin nasıl yapılacağından çok nasıl yapılmayacağını gayet iyi bilir. Gerçek olumsuzluğun sultanıdır. Canım benim!