11 Ekim 2008 Cumartesi

“Duygular adım adım, taksit taksit açıklanır, böylece karşılık görmek garanti altına alınır.”
“Beklenmedik şeylerden korkarız. Delilerin, beklenmedik şeyler yapmaları beklenir. Bizler ise, beklenmedik şeyler karşısında ne yapacağımızı bilemeyiz. Tüm mesleki, toplumsal ve cinsel ilişkilerimizde, her şeyi önceden bilmek ve denetlemekten hoşlanırız. Gerçekten denetleyemediğimiz tek şey olan düşlerimizi de ya unutur ya da bastırırız... Denetleme gereksinimi hepimizin içindeki totalitarizmin belirtisidir tabii. Tümüyle özgür, yapılandırılmamış durumlar bizi rahatsız eder. Tıpkı sessizlik gibi. Delilerle birlikte olmak da böyledir. Önceden üzerinde anlaşmaya varılmış kurallar yoktur. Kendiliğinden ortaya çıkan davranışlar olabilir yalnızca.”

Cehenneme Övgü


''Yaşamın anlamı gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam, gecenin konusudur.”

8 Ekim 2008 Çarşamba

“…üç yanı denizlerle çevrili olan ülkemizin…” “İki buçuk yanıdır, oğlum Salim.” Salim iki numara traşlı kocaman başını kaldırdı: “O ne demek oluyor Hikmet amca?” “Güney sınırlarının yarısı karadır da ondan.” “Yapma Hikmet amca öğretmen kızar böyle şeylere.” “kızmaz oğlum gerçeklere kızılmaz.”

7 Ekim 2008 Salı

''..Hikmet kapıya doğru yürüdü..
'' -Nereye gidiyorsun gene oğlum? dedi albay.
getirecek kimse kaldı mı?,,
''sembolik olsun diye,bakkal Rıza'dan gazoz getirmeye gidiyorum albayım.Merak etmeyin,ben de içeceğim sizinle birlikte.Ben ,çadırın kapısındaki göstericiyim albayım.,,
"Oyunlar … gerçeğin en güzel yorumlarıdır. Bizim gerçek dediğimiz şey de, bazı güçlükler yüzünden iyi oynanamayan oyunlardır."
''İyi bir öğrenci değildim. Hepiniz dünya çapındaydınız. Devler savaşı yapıyordunuz. Herkesin gözüne bakmak zorunda olduğumu sanıyordum. Savaş bitsin istiyordum; fakat anlaşmaya hiç niyetiniz yoktu. Sizleri izlemekten yorulmuştum. Acaba şimdi ne yapacak? Bu söze kızdı mı? düşünür dururdum. Sonra kendimi teselli ederdim: Onlar kendi başlarının çaresine bakarlar. oyunlarınızı heyecanla seyreden saf bir seyirci gibiydim. "

3 Ekim 2008 Cuma

Küçük oyunlar istemiyorum albayım.
"Canım, bugün üzgün görünüyorsun," demek istemiyorum.
Hüsamettin Bey sözü değiştirmek istedi: "Şimdi bırakalım bunları. Hanım kızımızdan ne haber?"Hikmet biraz sıkıldı: "Birbirimizi seviyoruz albayım.""Allah belanı vermesin," dedi Hüsamettin Bey. "Onunla da mı böyle konuşuyorsun?""Her zaman değil albayım. Siz yabancı değilsiniz; bazı duygulu anlar geçirdiğimizi itiraf edebilirim size. Fakat göz göze gelerek el ele tutuşmak da tehlikeli oluyor. Bu yaştan sonra deli derler insana: Çocuklar peşimize takılır sonra.""Sen adam olmayacaksın" dedi albay. "Ben de Bilge'ye her zaman bu sözünüzü tekrar ediyorum albayım; fazla ümide kapılmasın diye.Gönlünün rüzgarına kapılıp gitmesini istemiyorum.Artık bizim gibi emeklilere yakışmaz albayım böyle şeyler. Aslında bu yaştan sonra insan, bizim gibi, dünya ile ilişiğini kesip kendini tarih ve tiyatroya vermeli.İhtiyar damarlarımdaki yorgun kan, bu aşka isyan ediyor albayım, her an nefes nefes yaşamaya bünyem dayanmıyor.""Saçmalama," dedi Hüsamettin Albay."Bu sözünüzü de hep söylüyorum ona. Uzaktan size çok hayran. İnşallah bir gun getirip elinizi öptüreceğim."Sonra birden kızdı: "Sevgilisi olan bir arkadaş kadar çekilmez yaratık yoktur. Hep bir esrar havası yaratırlar değil mi ?'Senden çok bahsediyoruz' derler Allah belamı versin benim!'İlerde inşallah tanıştırırrım ikinizi. Seni çok merak ediyor.'Ben belamı buldum albayım' İnsan bir de sevgilisi yüzünden kendini birşey sanıyor. BAZI İNSANLARIN, BAZI ŞEYLERE HİÇ HAKLARI YOKTU; NE VAR Kİ, İNSANLAR DA EN ÇOK, BU HİÇ HAKLARI OLMAYAN ŞEYLERİ YAPIYORLARDI.
Birlikte mısralar düşürüyoruz
ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarındaAfrika dahil
tutar ellerinden kaldırırsın,
adı kötüye çıkmış tüm sözcükleri...