22 Aralık 2010 Çarşamba

Çevresindeki eşyaya duyduğu öfkenin ifade edilemeyen sıkıntısıyla bunalıyordu. Selim, belki bu yaşan- tıyı, önde bir salon-salamanje, arkada iki yatak odası, kori- dorun sağında mutfak-sandık odası-banyo, içerde uyuyan karısı ve çocukları, parasıyla orantılı olarak yararlandığı küçük burjuva nimetleri onu, nefes alamaz bir duruma ge- tirmişti diye tanımlayabilirdi. Turgut, anlamsız bakışlarla süzüyordu çevresini henüz. Duvarlar, resim yaptığı dönem- den kalma ‘eserler’le doluydu. Nermin çerçeveletmiş hepsi- ni; benimle öğünüyor. “Resimlerini çerçeveletmişsin, iyi olmuş,” demişti Selim. “Ben değil, karım,” diye karşılık ver- mişti. Karısı odada yoktu. Bir resim aşağıda, bir resim yuka- rıda; bir duvar resimle doldurulmuş, bir duvarın yarısı boş: simetriyi bozmak için...

Hiç yorum yok: