3 Şubat 2017 Cuma

MEKTUPLARIN BÜYÜLÜ BİR AYNA

Kendimi bir mektupta seyrettim.
Büyülü bir ayna idi bu….
Senin Cemil'in.
Bu aynada ikimiz vardık.
Eriyen, dağılan, kaynaşan ikimiz.
Abelard ve Heloise'i hatırladım.
Türkçe'nin musikisini senin sesinde tattım.
Parçam olmasan kıskanırdım seni.
Kelimeler benim ülkem.
Kelimeler içine gönlümü doldurduğum birer kadeh.
Kelimeler benim kölemdiler.
Ama onlar da kıskanç.
Ben artık kelimelerde değil,sende yaşamak istiyorum.
Kelimelerin dışında yaşamak.
Sen kelimelerden de güzelsin.
Ve kelimeler senin dudaklarında güzel.
Onları da senin emrine veriyorum.
İlk defa, ilk defa çırılçıplağım.
Kalbim kansız bir kılıç.
Bütün zırhlarımdan soyundum
.İlk defa Tanrı'nın içinde kaybolan bütün mistikleri anlıyorum.
Biz alevden iki ırmak gibi birbirimize karıştık.
Daha yanacağız sevgilim benim.
Ruhlaşıncaya kadar yanacağız.
Gafletimizin cezası.
Biz elest
bezminde birbirimizindik.
İlk merhabadan sonra benim olmalıydın.
Kanunlardan bize ne idi.
Rüsvalığı göze almayan sevmemeli.
Rüsvalık yani kendine saygı…
Yani bütünüyle, kalbiyle, kafasıyla yaşamak ve milyonlarca domuza zirveden acıyarak bakmak.
Eflatun'un mağarasını bilirsin.
İnsanlar karanlık bir mağaraya zincirli,sırtları kapıya dönük ve duvarda gölgeler.
Aşk bu zinciri kıran büyü.
Mağaradakiler öylesine alışmış ki karanlığa,kurtulanları küfürleri ile kovarlar.
Sen yanımda olsan fetihten fetihe koşardım.
Şimdi yalnız seni düşünüyorum ve dudaklarımdan tek cümle dökülüyor, ölünceye kadar bu tek cümledeyim ben:seni seviyorum,canım benim,kirinle,pasınla,ıstırabınla,kırkbeş yaşınla seviyorum.
Gönlümün bahçesinde boylu boyuna kendimi seyrettiğim büyülü bir kaynaksın sen, içimdesin. Teneffüs ettiğim havasın.
Mektuplarımı kıskandığım oluyor.
Dudakların okşayacak onları.
Evet onlarda ben varım.
Ama bütünüm yok.
Kelimeleri kıskanıyorum.
Yalnız seninle konuşurken yaşıyorum.
Daima senin.
Daima senin.
Daima seninle,daima senin için…

CEMİL MERİÇ - LAMİA HANIM'A…

Hiç yorum yok: