3 Ekim 2008 Cuma

Hüsamettin Bey sözü değiştirmek istedi: "Şimdi bırakalım bunları. Hanım kızımızdan ne haber?"Hikmet biraz sıkıldı: "Birbirimizi seviyoruz albayım.""Allah belanı vermesin," dedi Hüsamettin Bey. "Onunla da mı böyle konuşuyorsun?""Her zaman değil albayım. Siz yabancı değilsiniz; bazı duygulu anlar geçirdiğimizi itiraf edebilirim size. Fakat göz göze gelerek el ele tutuşmak da tehlikeli oluyor. Bu yaştan sonra deli derler insana: Çocuklar peşimize takılır sonra.""Sen adam olmayacaksın" dedi albay. "Ben de Bilge'ye her zaman bu sözünüzü tekrar ediyorum albayım; fazla ümide kapılmasın diye.Gönlünün rüzgarına kapılıp gitmesini istemiyorum.Artık bizim gibi emeklilere yakışmaz albayım böyle şeyler. Aslında bu yaştan sonra insan, bizim gibi, dünya ile ilişiğini kesip kendini tarih ve tiyatroya vermeli.İhtiyar damarlarımdaki yorgun kan, bu aşka isyan ediyor albayım, her an nefes nefes yaşamaya bünyem dayanmıyor.""Saçmalama," dedi Hüsamettin Albay."Bu sözünüzü de hep söylüyorum ona. Uzaktan size çok hayran. İnşallah bir gun getirip elinizi öptüreceğim."Sonra birden kızdı: "Sevgilisi olan bir arkadaş kadar çekilmez yaratık yoktur. Hep bir esrar havası yaratırlar değil mi ?'Senden çok bahsediyoruz' derler Allah belamı versin benim!'İlerde inşallah tanıştırırrım ikinizi. Seni çok merak ediyor.'Ben belamı buldum albayım' İnsan bir de sevgilisi yüzünden kendini birşey sanıyor. BAZI İNSANLARIN, BAZI ŞEYLERE HİÇ HAKLARI YOKTU; NE VAR Kİ, İNSANLAR DA EN ÇOK, BU HİÇ HAKLARI OLMAYAN ŞEYLERİ YAPIYORLARDI.

Hiç yorum yok: