18 Temmuz 2007 Çarşamba

Yaşamın Ucuna Yolculuk

“Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanına ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”

Tehlikeli oyunlar manyakları

Hikmet: (Hüsamettin Bey’e döner)
Benim oyunlar da ancak ‘Ölüm’ sonunda biraz ilgi uyandırabiliyor seyircilerde albayım''

5 Temmuz 2007 Perşembe

Acıma Bankası kuruyorum.....

... Sen onlari bilmezsin cok dayanıksızdır onlar kimler Selim tutunamayanlar size de soyledi mi elbette neden söylemesin bilemezsin Günseli derdi yasamak her gün girilen bir imtihan olursa buna kimse dayanamaz basını oksardım zavallı sevgilim derdim üzülme üzülürdü Acıma Bankası kuruyorum derdi her istiraba bir kura numarası tutunamayanlara öncelik tanınır üzülme Selim biraz dinlen buna hak kazandın oldugu yerde yatamazdı dönerdi kımıldanırdı yatısmaz yasatmazdı yasamazdı ben seni sevdim seveli bak ne hal oldum uzanmıs yatıyorum dinlen biraz Selim kalkardi ellerime sarılır beni bir gün unutacaksan bir gun bırakıp gideceksen bosuna yorma derdi bos yere magaramdan cikarma beni aliskanliklarimi ozellikle yalnızlıga alıskanlıgımı kaybettirme bosuna tedirgin etme beni, bu sefer geride bir sey bırakmadim tasımı taragımı topladım geldim neyim var neyim yoksa ortaya döktüm beni bırakırsan sudan cikmis balıga dönerim bir kere cavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan köylüye dönerim beni uyandırma

Kabulümü rica ediyorum.....

...Kabulümü rica ediyorum sayın yargıçlar. Hüsnü Beyin oğlu ve mühendislikten emekli Turgut Özben'in kabulünü rica ediyorum. Yetersizliğimin kabulunu rica ediyorum. Beni anlamanızı, bana aranızda yer vermenizi rica ediyorum. Geriye dönemeyecegim bir yola cıkmıs bulunuyorum. Bu yolda ki arastırmalarımın değerlendirilmesini rica ediyorum. Aranızda ve huzurunuzda bulunmaktan kıvanc duyuyorum. Sizlerin de bana cok ihtiyacınız oldugunu sanıyorum. Bu seckin kalabalık, sesini duyurmak icin coktandır bir temsilci beklemektedir. Bu göreve istekli bulunuyorum. Selim'in ölümüyle hissedilen bosluk gün gectikce büyümektedir. Dünya, yasanılır bir yer olmaktan cıkmıstır... Olric'e durmadan, baharı göreceğimizi söylüyorum. Sarayın soguk duvarları arasında gecirdigimiz günler sona erecek. Bu günlerin sonu gelecek: bunu hissediyorum Olric. Bütün gün durmadan hayatımı yazıyorum. Olayların dogru olanlarını hatırlıyorum artık. Yalan olayları yazmıyorum....'

Öyle demeyin doktor....


"Öyle demeyin doktor. Ben bugüne kadar hic bir ıstırabımı bilinç altına itmeyi başaramadım. Bu yüzden çok boş kaldı orası. ... Bu ülkede eksikliğini duyduğum insanın kendiyle hesaplaşma meselesini bizzat kendime uygulayarak bu meselenin ilk kurbanlarından oldum. Aslında meselenin ciddiyetine dayanamadıgım için oyunlarla durumu örtbas etmek istedim. Ortada bir Hikmet olsaydı belki bu hesaplaşmayı yürütebilirdim. Fakat sorarım size doktor. Hikmetlerden hangi biriyle hesaplaşacaktım. ? Üstelik ortada dolaşan Hİkmet de tek bir varlığın ürünü değildi''

Hayattan ayrılıyorum kendi isteğimle ayrılıyorum.

"elbette çok şey beklediğimi biliyorum her zaman da bekledim her yeni tanıştığım insandan tanışır tanışmaz neler bekledim o daha adımı öğrenmeden ben onunla ilgili hayaller kurdum ümit etmeye başladım hemen ve o insan yanımdan bir dakika bile ayrılınca ben öyle yerlere varmıştım ki hayalimde bu ayrılmayı bir ihanet saydım gücendim hayır benimle başa çıkılmaz beni bırak günseli herkes için öyle hayaller kurdum ki senin için de bir kurmaya başlarsam bak günseli düşün beni tanıdığın kadarıyla seviyorsun bir bilsen bilmediklerin yanında bildiklerin ne kadar az yer tutuyor belki ben öyle esaslı bir adamım ki her şeyimi bilsen aşkın da korkunç olacak ben dayanamayacağım bunların doğru olmadığını içimde bir yerde biliyorum belki tanıdıkça benden uzaklaşacaksın belki ben tanıdığın kadar bir şeyim geride bir şey yoktur ben de kurcalamak istemiyorum altından bir hiçlik bir yokluk çıkarsa sen belki dayanırsın buna fakat ben dayanamam yaşayamam müsaade edin bana hayattan ayrılıyorum kendi isteğimle ayrılıyorum"

4 Temmuz 2007 Çarşamba


Tarlada çalışan bir iki çocuk el salladı onlara.Onlar da mukabele ettiler.Artık her ilgiye karşılık gösterecelim Olric.Tarladaki çocukların elbette bildikleri var ki el salladılar.Bizimde bir bildiğimiz var ki el salladık.Onlara mukabele ettik.

 Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...