29 Haziran 2007 Cuma

Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan.


Fakat Allah kahretsin ,insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor.Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor.Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.Fakat benim sevmeye hakkım yok mu albayım ? YOK. Peki albayım bende susarım o zaman.Gecekondumda oturur anlaşılmayı beklerim .Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size .Nasıl kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı ?Ben ölmek istiyorum sayın albayım ölmek .Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum.Tehlikeli Oyunlar oynamak istiyor insan ;bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor.Küçük oyunlar istemiyorum albayım....

Uzak bir gecekonduda tehlikeli oyunlar oynanmıştı bile diyemeyecek...

Ona korkunç şeyler söylediğimi hatırlayacak albayım.Neden beni bu kadar üzmüştü diyecek .Fakat oyunları unutacak albayım, yaşamak istiyorsa unutacak.Sadece ağladığını ve bir zamanlar çok mutsuz olduğunu hatırlayacak .Bir zamanlar uzak bir gecekonduda tehlikeli oyunlar oynanmıştı bile diyemeyecek.Neresi tehlikeli diyecek.Hatırımda yanlış kalmamışsa diyecek; aslında şöyle olmuştu diyecek.Bir zamanlar bir Hikmet vardı .Bu Hikmet Dumrul gibi değildi, Fikret gibi hiç değildi.Üç katlı ahşap bir evde yaşardı.Bu eve kendisi şey derdi , ne derdi; gecegeldi , geceoldu gibi birşey işte.Bu gecegeldi de Hikmet'ten başka galiba iki şey vardı, roman kahramanı gibi iki şey .Bunların yaşayıp yaşamadıkları tam belli değildi.Sanıyorum biri emekli yarbaydı , öteki de boşanmış bir kadın.

Kutsal üçlemeyi bozmak istiyor.

Oyun öyle gerektiriyor.Sana verilen rol böyle .Göreceksin birgün bırakacağım seni dedi Bilge.Hayır yapamazsın :Terkeden kadın rolü verilmedi sana oyunda.
Bu oyunlarda usandım dedi Bilge.Gerçek biri olmak istiyorum senin için.Yaşadığımı anlamana , odada dolaştığım sırada beni görmeni,bir takım dertlerim olabileceğini hissetmeni istiyorum.Bana bakmanı istiyorum.Oysa sen yalnız kafandakilerle ilgilisin .Beni görmüyorsun.Gözleri dolmuştu.Göreceksin birgün bırakacağım seni. Hikmet düşündü.Bir süre sonra evet dedi mırıldanır gibi.''Bilge Bilge neden beni yalnız bıraktın? Evet olabilir'' Gözlerini yukarı kaldırdı .''Neden beni dinlemiyorsun dedi Bilge '' gözlerinden yaşlar akıyordu.Üzülüyor albayım dedi Hikmet çok yavaş bir sesle , beni bırakacağı için ağlıyor.Bu albaydan da usandım artık diyerek ağlamaya başladı Bilge.Nerede olduğumu bilemiyorum artık.Sizi de elimden almak istiyor albayım , dul kadını da; Kutsal üçlemeyi bozmak istiyor.Bütün bunlara inanmıyor.Yaşamak istiyor albayım.Beni de dünya nimetlerinden biri gibi görüyor.Yaşantısına yeni bir heyecan katmak istiyor.Solup giden aşkımıza ağlıyor.Oyunun dışına çıkıyor;beni de çıkarmak istiyor.Sonra da beni bırakıp gidecek albayım.Kendi yerine birşey bırakmadan gidecek.Bir kız varmış albayım:Bilge gittikten sonra sahneye çıkacak beni anlayacakmış.....

Biz böyle olmamalıyız Sevgi...

Biz böyle olmamalıyız Sevgi ; böyle olmak istesekte böyle olmamalıyız..Biliyorsun albayımla çalışmaya başladıktan sonra kötü oyun oynamak ve yazmak yasak dedik.Ülkemize ve insanlarımıza karşı bir görevimiz var.Nazmi gibi çocuk akıllı olsun diye mutfak raflarına üstün mamalar dizemeyiz.Ne tedbir alınırsa alınsın çocuklar aptal olur.Sende karnındaki çıkıntıyı bol elbiselerinin altında saklayamazsın.Biz albayımla herşeyi kararlaştırdık, nasıl yaşayacağımı tespit ettik.Bundan sonra hata yapmayacağız.Çılgın bir kalabalığın ortasında nereye döneceğimizi bilmeden koşuşup durmayacağız. Kime ne söylediğimizi çok iyi bileceğiz.Kendimizi tanıyacağız.

Kurtuluşumuzun bağlı olduğu niteliklerin sayısı....

Kurtuluşumuzun bağlı olduğu niteliklerin sayısı bir çığ gibi büyüyordu.Neredeyse ilk nitelikleri unutacaktık.Bu nedenle bilimsel olmak için hemen bunları kaydettik.Büyüklü küçüklü otuz yedi neden çıktı ortaya.Üstelik daha işin başındaydık.Ben sayının yüze yaklaşmasından korkuyordum .Fakat bu meselenin üzerinde durmak gereksizdi.Önyargıyla yola çıkılamazdı.İşin gittikçe zorlaştığını albay da görüyordu.Ayrıca yeni ilkelerimize göre biraz da aptal görünmemiz gerekiyordu;aptallar gibi ortaya atılmakta tehlikeliydi.Bu bizim için kavranması güç bir durumdu .Albayım eskiler buna tecahülü arifane derler oğlum dedi.Anlamadım albayım dedim.Oysa anlamıştım; çok duyduğum bir sözdü.Fakat hemen anlamış görünmek istemiyordum; bu huyumdan çok çekmiştim.Artık ilk ortaya koyduğumuz ilkeleri uygulamaya başlamıştım.Kendimle biraz gurur duydum, çok değil.Çünkü bizim ilerlememizi engelleyen otuzyedi durumdan onyedincisi , gereksiz gurura kapılmaktı.Yirmiikincisi ise, onyedinci ilkenin aşırı uygulanması sonunda kendini küçümsemek gibi başka bir yanlışlığa sürüklüyordu insanı.Böylece iki ilkeyi daha uygulamış oluyordum ki insan biraz kendini tutarsa otuzyedi ilkeyi birden uygulamk işten bile değildi.Fakat albayım fazla heyecanlanmamı istemiyordu; başlangıç için bu kadarı yeterdi.Yirmidokuzuncu ilke de bize iyi başlangıçların tarihimizde çok görüldüğünü , önemli olanın iyi bitirişler olduğunu bildiriyordu.Baştan çok yorulmamalıydım.Fakat idmanlarımı da hemen bitirmek istemiyordum.Soluklu olmalıydım.Bunun üzerine albayım baştan itibaren tekrarlayalım ki iyice yerleşsin bunlar dedi.Çok haklıydı ;her zaman o durum için gerekli olanı hemen bulup çıkarıyordu.Bana örnek olmak için , kendisi de bu çalışamalara katıldı; onun yaşında benimle birlikte koşmak büyük bir fedakarlıktı.Susmalıyız dedik Susmalıyız..Acele etmemeliyiz , acele etmemeliyiz .Ben heyecanlanmamalıyız dedim .Sesim biraz yüksek çıktı gene .Albayım uyardı .Fısıldayarak aptallaşmalıyız dedim .Kendimizi tanımalıyız , kendimizi başkalarından sormalıyız.Oluyordu.Unutmalıyız albayım dedim .Kötü günleri unutmalıyız .Gözlerim yaşarmıştı.

Kendini tanı derler ya ; bu sözün gerçek önemini kavrayalım.

Kendimize acıyacağımıza kendimizi tanıyalım albayım dedim.Kendini tanı derler ya; bu sözün gerçek önemini kavrayalım.Doğru dedi albayım.Fakat albayım ben kendim olalı yıllar geçmiş ;kendimi tanımadan geçen yılları unutmuşum.Onları nasıl öğrenmeli acaba? Birden ümitsizliğe düştüm.''Üzülme oğlum Hikmet '' dedi albayım.İşte iyi bir yetiştiricide böyle olmalıydı değil mi? İnsanın kendini bırakmasına engel olmalıydı.Bu yüzden de kaybediyorduk.Zaten hangi yüzden kaybetmiyorduk ki?Bunların hepsini saymak bile güçleşmişti.Fakat ümitsizliğe kapılmaktan korkmuyordum.Albayım herşeyin çaresini buluyordu.Bunun da çaresini buldu.Kendimizi başkalarına sorarız oğlum Hikmet dedi.Albayım bu kadar söyledi ; ben onun sözlerini hemen çoğalttım.Zaten her sözü çoğaltıyordum.Kötü alışkanlıklarımdan henüz vazgeçmemiştim.''Kapı kapı dolaşırız albayım'' dedim.Bizi bize anlatın, bizi durmadan kötüleyin diye yalvarırız.Bize acımayın.Bize kendimizi tanıtın.Durun acele etmeyin .Önce kendinizi tanıyın .Önce kendinizi sonra bizi kötüleyin.Bize vurun.Kendimize gelmemiz, kendimizi tanımamız için bizi iyice hırpalayın.Artık kaybedecek durumda değiliz.Bu ülkenin artık kaybetmeye tahammülü yok.Kendimizi tanıyalım da sonunda yok olalım, zarar yok.Albayım itiraz etti.''Bir uçtan öteki uca geçme hemen '' dedi.Kendini aşırı uçlar arasında kaybetme.Etmem albayım.

28 Haziran 2007 Perşembe

Evet bu yüzden kaybediyorduk; bir çok yüzden kaybediyorduk...

Evet bu yüzden kaybediyorduk; bir çok yüzden kaybediyorduk.Bu nedenle bacaklarımın ve kollarımın ağrıması pahasına soğukkanlı olmalıydım.Kendime acımamalıydım.''Evet acımak albayım '' diye bağırdım.Henüz bağırmalarımı kontrol edemiyordum.Henüz her düşünceyi , aklıma gelir gelmez söylemek gibi yanlış davranıştan kurtulamamıştım.Kant elli iki yaşına kadar sabretmişti.Ben sabredemediğim için onun yazdığı bir kelimeyi bile anlamıyordum.Sandalyeye daha sıkı tutunarak''Düşüncelerini olgunlaştırıncaya kadar beklemelisin Hikmet '' dedim kendi kendime .Ağrılara ve kendine acımaya boş vermelisin Biraz düşündüm ve sabrettim sonra ''Bizi de bu acımak mahvediyor albayım '' dedim.Başkalarına acımakla başlayan bu tehlikeli duygu her zaman kendimize acımakla son buluyor.Kendimize acımaktan başka işlere zaman kalmıyor.Acımak ancak soyut bir düşünce olabilir.Ya da Batılılar gibi davranır insan :Acıdığı kimse için birşeyler yapar...Buradan bir yere varır.Batılılar neden bize bunları öğretmiyor? İşin esasını söyler misiniz albayım?

 Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...