31 Mayıs 2007 Perşembe

Milat.....


Olay XX. yüzyılın ikinci yarısında bir gece ,Turgut 'un evinde başlamıştı.O zamanlar daha Olric yoktu,daha o zamanlar Turgut'un kafası bu kadar karışık değildi.Bir gece yarısı evinde oturmuş düşünüyordu...

O zamanlar ,henüz Olric yoktu;hava raporları da günlük bültenlerden sonra okunmuyordu.Henüz durum ,bugünkü gibi açık ve seçik ,bir bakıma da belirsiz değildi?

Susmak da ilerde bir işe yarar...

Susmak da ilerde bir işe yarar.....

Çok yalnız yaşadım da ondan......


Bilge zayıf bir sesle.'Beni başkalarıyla karıştıryorsun' dedi.

'Çok yalnız yaşadım da ondan diye karşlık verdi Hikmet.Birden bu kadar çok insanla karşılaşınca şaşırdım.Hepsini birbirine karıştırmaya başladım.

Masanın üstündeki kağıtlar nedir. diye sordu Bilge.Albayımla benim gecekonduya ait tapu senetlerimiz.Mütercim Arif'ten miras kaldı.Bana sekizde üç düşüyor.Durdu.SEN BöYLE GERi KALMIŞ MİRASLARLA İLGİLENMEDİĞİN İÇİNN , SANA HİÇBİR ŞEY DÜŞMÜYOR.BİR DE AUSTERLİTS SAVAŞINDA ALBAYIMLA BİRLİKTE GÖSTERDİĞİMİZ YARARLILIKLARA KARŞI DÜZENLENEN BİR TAKDİRNAME VAR.Avusturya çarı verdi.Ha-Ha....

Bilge gözlerini yere dikerek gülümsedi.Kötü birşey mi yaptım ha- ha diyorsun Hikmet?Senden de birşey saklanmıyor .Ruhumu okuyor albayım.Yüz kırk ikinci sayfaya kadar geldi.Yalnız hafızası zayıf olduğu için baş tarafını unuttu.Ha-ha...

Lütfen yerime oturdum......

İşte Sevgi bu acıklı sona varmadan önce buraya gelerek , seni eskisi gibi sevdiğimi söylemeye karar verdim.Bunu kafamda çok kurdum.,içimde çok yaşadım; kaç kere kapıya kadar geldim.Uzun provalar yaptım.Albayımla da bu meseleyi üstü kapalı konuştum.Sonunda seni eskisi gibi sevdiğimi söylemeye karar verdim.Söze başlamak için bundan daha iyi bir giriş bulamadım.Seni eskisi gibi seviyorum Sevgi.Belki uzun bir süre susmalıydım önce.Sonra gözlerine bakmalıydım.Ya da boşluğa bakarak boğuk bir sesle konuşmalıydım.Hepsini düşündüm , hepsini oynadım.Sonunda seni eskisi gibi sevdiğimi söylemeye karar verdim.Bundan daha iyisini bulamadım.Arkadaşlarımda bana yardımcı olmadı.Onlara da sormak isterdim ne yapmak gerektiğini.Oysa bir zamanlar benimle bu konuda çok uğraşmışlardı.Yolda gördüğüm kadınlara, bir toplantıda tanıştırıldığım kadınlara, bir barda masama gelen kadınlara neler söylemem gerektiğini bana uzun uzun talim ettirmişlerdi.Buraya gelmeden önce aynanın karşısında kendimi çok seyrettim, fakat uygun bir davranış bulamadım.Daha öncede seyretmiştim aynada kendimi.Arkadaşlarımın öğrettiği sözleri denemiştim.Fakat kadınlar acemi bir oyuncu olduğumu hemen anladılar.''Lütfen yerinize oturun''dediler.Söz birliği etmiş gibi hep bir ağızdan.''Lütfen yerinize oturun'' dediler.Bende Lütfen yerime oturdum.Çünkü ben söz dinleyen bir erkektim.Herkesin sözünü dinledim.Kendimi kötülersem sana acırlar bütün kadınlar , denildi bana.Bende kendimi acındırmak için gittim kadınların yanına;Lütfen yerinize oturun , dediler.Lütfen yerinize oturun.Sonunda kendime ben acıdım.Şimdi yerimden kalkmak , sana yaklaşmak istiyorum.Lütfen yerine otur diyecekmisin bana?

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Yalnızlığı ve korkuyu en iyi sen bilirsin....


Çünkü benim durumumu en iyi sen anlarsın.Yalnızlığı ve korkuyu en iyi sen bilirsin.Yorgunluklar vardılar fakat ümitsizlik yoktular.Sen bir yerde bulunuyordun.Yumuşak bir yerdeydin.Sert köşelere çarpmaktan yorulan aklımın durgun ve sürekli bir aşk içinde ancak seninle birlikte dinleneceğini biliyordum.Bizi başkaları anlamaz Sevgi....Başkalarının aklı başkadır.Bu yüzden ikimizi de hep garip bakışlarla süzmüşlerdir.Şimdi beni de garip bakışlarla süzenler var.Ben onlara aldırmıyorum.İnsanların beni beğenip beğenmemeleri umurumda değil artık.Ben kendimi tanımakla ilgiliyim.Albayımın tavsiyelerini tutmakla ilgiliyim.

Bütün hayatımca konuşmuştum.....

İngilizlerin neden sustuğunu artık anlamıştım.Kendimden utanıyordum.Bütün hayatımca konuşmuştum.Bir cümlesi aklımda kalmamıştı.Birden dehşete düştüm.Sonra yok canım dedim kendi kendime .Bir kaç cümle kalmıştır elbette.Bütün gücümle düşünmeye çalıştım.Hayır aklıma bir cümle bile gelmiyordu.Bazı atasözleriyle , çok dinlediğim için bir kısmı ezberimde olan kötü şiirlerden başka bir şey hatırlayamadım.İngilizlerin sözlerini bile hatırlayamıyordum; demek onlarıda okurken kendimi boş düşüncelere kaptırmışım.Boş düşünceler bile bir yerde kullanılabilirdi.İnsan onları olduğu gibi koruyabilseydi , titiz bir koleksiyoncu gibi biriktirseydi , onlardan da birşey çıkarılabilirdi.Hayır boş düşüncelerimide unutmuştum.Albayım sakindi.Herşeyin birden unutulmasına çok ihtiyacımız var diyordu.Ya hepsini unutmamışsam albayım.Yarım yamalak bildiklerim ya engel olursa bana? diyerek bir endişemi açıkca belirttim.Herşeyden önce soğukkanlı olmalısın dedi.Soğukkanlı olmalıyım albayım diye bağırdım! Heyecandan yerimde duramıyordum, hemde soğukkanlı olmak istiyordum.Kendini yakıp bitirme dedi albayım...Bende kendimi yakıp bitirmedim....Hayır hiç bitirmedim.....Soğukkanlı soğukkanlı soğukkanlı dedim kendime.Birde İngilizlere soğuk deriz diye acı acı güldüm. Herşeyi ne kadar yanlış biliyorduk canım .Bizim bu durumumuz kısaca rezaletti.

Bakalım suyun bana verilmesi doğru mu?







Hemen içkiyi sigarayı ve boş düşünmeyi bırakıyorum.Bedava düşünmek yok artık.Heyecanlanma dedi albayım.Heyecanlarını boş yere harcama .Kendimi tutmak istiyordum.İnanın çok istiyordum .Gene de dayanamadım bağırdım.Anlıyorum albayım! Her yeteneğimizi hesaplı kullanmalıyız.Batılılar kendisini tutmasını bildikleri için büyük başarılara ulaştılar değil mi.Ölsen bir yudum su vermezler.Tabii şimdi anlıyorum:Bakalım bu suyun sana verilmesi doğru mu?Bakalım sen kimsin? Ya Goethe'ninde aynı suya ihtiyacı varsa?İlerleme başka türlü olmaz albayım...Onlarda önce çok hesapsız davranmışlar , bir sürü esaslı insan bu yüzden yok olup gitmiş .Bende eskiden şu zenginler ama çok zenginler servetlerinin küçük bir parçasını da neden bana vermezler ?Neden böyle sürünüp dururum diye içimden onlara itiraz ederdim .Elbette albayım ; önce suyu hakettiğimi göstermeliyim.Kağıtları biriktirdiğimiz gibi , heyecanlarımızı da biriktirmeliyi bundan sonra albayım.

 Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...