Aman elini unutma, elinden bir kaza çıkmasın. Bir de ne olur, kelimelere dikkat et, yalvarırım kelimeleri unutma!
1 Mart 2016 Salı
Birdenbire
uykudan, rüyadan çıkıp, kendini bir kadının yanında,
bir yatakta buluyordu gece yarısı. Kendine gelemiyordu.
Buraya nasıl geldim Olric? Yüz yıl uyuyan adam gibi yabancı
gözlerle süzüyordu çevresini. Zamanı bulamıyordu. Kendini
bulamıyordu. Uykunun rahatlığından şuursuzca fırlatılmış
garip bir yaratıktı. Sus, diyordu, kendi kendine. Sus,
kimse duymasın. Sonu kötü olacak. Sen Turgut’sun. Turgut
Özben. Hiçbir şey hissetmiyordu. Ellerini sıkıyordu acıtırcasına
‘Tanrım!
Hep önsözlerde kalıyorum!’ Durmadan yakınırdı: ‘Biraz
daha ilerleyebilsem, hiç olmazsa ‘Giriş’e kadar gelebilsem!’
Ellerime sarılırdı: ‘Bana yardım edin dostum! Bütün
kitapların neden yazıldığını, yazanların kimlere teşekkür
borçlu olduğunu, bu kitabı yazma düşüncesinin onlara nasıl
geldiğini, bu kitabın ne gibi bir boşluğu dolduracağını,
hepsini biliyorum. Sonra ne oluyor? Anlatın bana.’
Sen
gelinceye kadar yaşamıyor muyduk? Öyle mi diyorsun? Yanılıyorsun.
Herkesin bir işi gücü var, bugüne kadar bellediği bir usul var. Herkesin bir yataktan kalkışı, bir yemek yiyişi
var. Senden akıllıları var, senden yaşlıları var, senden
tecrübelileri var. Bu kadar adamın düşünemediğini sen mi
buldun? Dur bakalım, dur bakalım hele. İki satır öğrendin
diye herkesi cahil mi sanıyorsun? Bağırıp çağırarak gözümüzü mü korkutmaya çalışıyorsun? Ben bilmesem de bir
bilen vardır elbette. Bu kadar atılışı, saldırışı, yıkışı sana bırakırlar mı? Dur bakalım, dur hele. Nereden geldin, nereye
gidiyorsun? Belgelerini, izinlerini, tanıklarını, yeteneklerini
göster bakalım. Seni buraya kim soktu, kim izin verdi sana
bütün bunları söylemen için? Bir yanlışlık olacak. Kapıcıyı
çağırın. Nasıl boş bulunmuş? Dışarı çıkarın şunu: etrafa bu
kadar saldırmasına göz yummayın. Herkese, ne yaptın? ne
yapıyorsun? neye yarar bunlar? demesine fırsat vermeyin
“Selim’i anlatır mısınız bana?” dedi birdenbire. “Hayır,
önce kendinizi anlatın. Selim’in yakın dostu olduğunuzu
biliyorum. Neden buraya geldiğimi merak ediyorsunuz.
Belirli bir nedeni yok. Selim’i unutamadığım için geldim
diyelim. Hayır, önce unuttum. Sonra unutamadım.” Susarsa,
sanki her şey bitecekmiş gibi, aklına geleni söylüyordu.
“Belki siz de unuttunuz, ya da herkes gibi üzüldünüz ve
sonra... sanki ben başka türlü mü yaptım? Onu gerçekten
kaybetmenin acısını anlayabildim mi? Aradan aylar geçti.
Ne kadar geçtiğini bile tam bilmiyorum. Ben ne yaptım?
Hayır, bundan bahsetmeyelim. Fakat, bu kadar zaman sonra,
daha dün ölmüş gibi telaş göstermenin, onun arkadaşlarını
aramanın garipliği... artık üzülemez mi insan? Buna
kimseyi inandıramaz mı? Onu bana anlatın... bana yardım
edin, diyemez mi? Çünkü onu sevenler, onun böyle kaybolup
gitmesine razı olamayacaklardır. Herkes bir yerinden
tutup canlandıracaktır onu. Mesele onun ölmesi değil, ya-
şamasıdır benim için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...
-
Ben tavan arasındayım sevgilim! diye bağırdı delikten aşağı doğru. Eski kitaplar bugünlerde çok para ediyor. Bir bakmak istiyorum onlara...
-
“Bir insanı anlamak için onu sevmek gerekir. Peki ama sevmek için ne gerekir? İşte tam bu noktada nedensizliğin arsız kuşları üzerinize pi...
-
Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...