19 Şubat 2015 Perşembe

Üstelik pısırık bir suçluyum.Hayır siz pısırık dersiniz bana .Miskin bir suçluyum.Evet bu deyim daha iyi.Ne iyisi.Cahil bir cadıya senin gibi kültürsüz bir cadıya boyun eğiyorum.Peki ben bilgili miyim.Öğreneceğim...
Duysunlar da bu işkenceye son versinler.Hayır,duymasınlar durum daha çok karışır ve nefretlerinin doğrultusu değişir.Buna alışmak üzereyim ,yeni nefretlerle uğraşamam...

14 Ocak 2015 Çarşamba



Artık akşam olmaktadır , kardeşim Hidayet .Nurhayat annenin sandalyede oturmaktan sırtı ağrımaktadır.Mektubumuz karışık olmakla beraber ruhumuzun aynasıdır. Derlenip toparlanması içimizin derlenip toparlanmasına bağlıdır.Biraz daha zamana ihtiyacımız vardır.Acele edelim beyler!

Bakkal Rızanın karısı kötülüğün onlarda olmasına sevinir.Benim anladığıma göre bu kadın asteğmeni tutar.Böyle zamanlarda albaya da Hikmet ağabeyine de güvenilmez.Hem insan hakları derler hemde fakir asteğmene kızarlar.

13 Ocak 2015 Salı

Neye üzüldüğün belli değil.Halin vaktin yerinde olsaydı ağlamazdın.Radyo da mevlut dinlerken de askerlerin geçit resmini seyrederken de ağlamazdın, dertli olmasaydın

3 Aralık 2014 Çarşamba

Sana bir dost gibi açılabilirim Selimciğim: dün gece sinüs ve kosinüs münasebetleri yüzünden gözüme uyku girmedi.”Selim: “Daha baştan, ciddiyetten uzaklaştığınızın zapta geçirilmesini istiyorum. Hangi münasebetten bahsediyorsun? Sinüsle kosinüs arasındaki münasebetten mi?”Turgut: “Hayır, onlarla benim aramdaki münasebetten.Acaba sinüsü mü yoksa kosinüsü mü daha çok seviyorum diye öyle bir açmaza düştüm ki, sonunda ikisinin de karesini aldım; gene bir neticeye varamadım.

“Evet! Diyorum ki; meselelerimizi çözmek için edebi değilteknik bir üslup seçersek, kendimize verdiğimiz serbestliği iyi kullanmış oluruz ve demokrasi gibi bunu da kendimize benzetmeyiz. Teknik bir üslup seçmeliyiz; çünkü bizler teknisyeniz. Duygularını ifade edebilmek için bakkal,bakkal gibi, bahçıvan da bahçıvan gibi düşünebilseler; kendilerine yakışacak bir ifade coşkunluğuna kavuşacak zamanı bulabilselerdi; bütün şehir, gereksiz edebiyattan temizlenmiş olurdu. Yazık ki her zaman birinci sınıf bir bakkal, dördüncü sınıf bir edebiyatçının üslubuna özendiği için, onu kullanmak zorunda kaldığı için, edebiyatçılar tarafından edebi bakımdan hor görülmektedir. Biz, yani bu dünyanın iki sahibi sen ve ben, bu oyuna gelmeyecek kadar yeterliyiz. Birinci sınıf matematikçi olmak yolunda bulunan bu iki müstesna genç, lisede matematikten belge almış bir edebiyatçının hakimiyetine boyun eğemez. Napolyon gibi gururla söyleyebiliriz:‘Bizim asaletimiz, bizimle başlar.’

 Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...