27 Ağustos 2014 Çarşamba

7 Ağustos 2014 Perşembe



Sevgili İSA,

Bütün olanlar için özür dilerim.Kabahatin bende olduğunu biliyorum.Günlerdir durmadan seni düşünüyorum.Kitabını elimden bırakmıyorum.Bütün meselelerde sen haklısın.Bütün düşündüklerimi ,seninle birlikte olduğumuz gün bilseydim, her şey başka türlü olurdu.Fakat ,göreceksin, bir daha buluşursak nasıl istediğin gibi bir adam olacağım.O kadar değiştim ki beni tanıyamayacaksın.Çarşamba günü annemler evde yoklar.Gelebilirsen rahat rahat konuşuruz. Seni seven Selim

İsa gelmedi.

30 Temmuz 2014 Çarşamba

20 Temmuz 2014 Pazar

İçinde bana öğüt olmasın da albayım. Ben zaten yeter derecede belamı buldum.»Hüsamettin Bey hafifçe utandı, ağzını açmadan; babam gibi. Sonra sen utanırsın onunyerine. Baba sus. Susmaz. Ya berber çantası? Allah belanızı versin. Oku Albayım oku.Bizde, herkese yetecek kadar utanç var.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Eve gittikten bir yarım saat kadar sonra kapı çaldı. Koşarak gittim, kapıyı açtım. Şefika gelecek, “Ben vazgeçtim, fakirlik daha güzel, yaşamak istemiyorum ben o insanlarla,” diyecek diye ümitlenerek. Evrenos’tu gelen, ağlamaktan bir başkasının yüzüne dönmüş yüzümü görünce hiçbir şey demeden dönüp arkasını gitti bir süre baktıktan sonra. “Akşam maçı sizde seyredelim mi?” diyecekti, biliyorum. Demedi. Ürktü halimden. Akşam babamla, Şefika’sız, bir suç işler gibi izledik final maçını, cenaze yorgunu boynu bükük evimizin balkonunda. Klinsmann, Arjantinli Monzon’u oyundan attırınca dağıldı Arjantin. Bir de üstüne Rudi Völler kendini yere atıp yalandan bir penaltı kazandırdı takımına. O penaltıyla şampiyonluktan etti Arjantin’i Almanya. Hep Klinsmann’ın yüzünden.

 Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...