Aman elini unutma, elinden bir kaza çıkmasın. Bir de ne olur, kelimelere dikkat et, yalvarırım kelimeleri unutma!
15 Haziran 2014 Pazar
8 Haziran 2014 Pazar
"Yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyaların bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. Yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile… Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filan… Zavallı mürahik… Nüzhet bana yalan söyledi."
– Peyami Safa
20 Şubat 2014 Perşembe
"Gideni bekleyenin aklına tükürsünler. Evini barkını, onun çıktığı gün açılmış bir müze gibi, hiçbir şeye dokunmadan bekleten, bir sürü çeri çöpü hatıradır deyip tutan, etrafta olanı biteni bile bir gün ona anlatılacakmış gibi biriktiren mutsuzun başını kara kuzgunlar didiklesin. Kim giderken bakmış arkasına ki? Neyin nesi bu manasız bekleyiş? Hem baksa ne, dönse ne? bir düşün bak, dönse ya hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ya da her şey o kadar eskisi gibi olacak ki, işte o hiç olmayacak.
Bekleme. Kimse, “pişman olup da bir gün” dönmez sana geri. Dışarı çık, temiz havayla yıka ciğerlerini, çünkü bunca zamandır katran soluyorum sanıp acıyorsun kendine. Parklara git. Bak altın renkli köpekler nasıl da birbirlerine gülümseyerek oyunlar oynuyorlar birbirlerinin sallanan kuyrukları peşinde. Bak tepesi mora, laciverde boyalı balonlarının uçuverişine nasıl sevinçle şaşırıyor dişsiz, kuyu ağızlarıyla yeni ayaklanmış bebekler. Bisikletlerin tekerlekleri nasıl gamsız dönüyor, yol hiç bitmeyecekmiş gibi, ki bitmez. Ağaçlar ne ulu, gölgeler ne sakin, havuzlar ne dalgın, yollar ne vırt, kaldırımlar ne zırt…
Sevgiler sonsuz olunca zaman geçmek bilmez, biliyorum. bunda haklısın da. Ama dönmeyecek işte. Haybeye bekleme diye diyorum. Dönecek insan niye gitsin bir kere. Eskiler yalan söylemiş, kimseye açılmaz öyle gönül kapısı sonuna kadar. Çalmadan girilen kapı mı kaldı, apartmanlarda, sitelerde oturuyoruz artık hepimiz. Kim o, demeden açma.
Ama yok, ben beklerim, diyorsan da yapacak bir şey yok. Çalmadan girip girip çıkarlar içeri. Aklına tüküreyim senin ben."
Bekleme. Kimse, “pişman olup da bir gün” dönmez sana geri. Dışarı çık, temiz havayla yıka ciğerlerini, çünkü bunca zamandır katran soluyorum sanıp acıyorsun kendine. Parklara git. Bak altın renkli köpekler nasıl da birbirlerine gülümseyerek oyunlar oynuyorlar birbirlerinin sallanan kuyrukları peşinde. Bak tepesi mora, laciverde boyalı balonlarının uçuverişine nasıl sevinçle şaşırıyor dişsiz, kuyu ağızlarıyla yeni ayaklanmış bebekler. Bisikletlerin tekerlekleri nasıl gamsız dönüyor, yol hiç bitmeyecekmiş gibi, ki bitmez. Ağaçlar ne ulu, gölgeler ne sakin, havuzlar ne dalgın, yollar ne vırt, kaldırımlar ne zırt…
Sevgiler sonsuz olunca zaman geçmek bilmez, biliyorum. bunda haklısın da. Ama dönmeyecek işte. Haybeye bekleme diye diyorum. Dönecek insan niye gitsin bir kere. Eskiler yalan söylemiş, kimseye açılmaz öyle gönül kapısı sonuna kadar. Çalmadan girilen kapı mı kaldı, apartmanlarda, sitelerde oturuyoruz artık hepimiz. Kim o, demeden açma.
Ama yok, ben beklerim, diyorsan da yapacak bir şey yok. Çalmadan girip girip çıkarlar içeri. Aklına tüküreyim senin ben."
8 Ocak 2014 Çarşamba
Alengirli Şiiir
“Bir gün yollar ayrılır, insan son defa konuştuklarını, birbirlerini son defa gördüklerini bilmez. Ondan sonraki buluşmalar birer yabancılıktır. Buluşmalar sonra karşılaşmalar olup çıkar. Sonra her şey seyrelir. Anıların sızısı arada bir yüreği yoklar, ama sadece arada bir. Bazen bir mekan, bir fotoğraf, bazen küçücük bir eşya; yolda, caddede, onca kalabalık, onca taşıt, uzaktan görürsünüz, eşya, görüntü, mekan, hepsi dirilir, ama nasıl da yabancılıktır, nasıl da geçip gitmişlik!”
Selim İleri
Selim İleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bakkala gidiyordum. Sevgi’yle benim bakkalıma mı? Yoksa bakkal Rıza’ya mı? Bakkallar da hep birbirlerine benzerler. Ne yapıyorsun? dedi Sev...
-
Söyle evladım , diye teselli ederdi annem.Söyle de içine hicran olmasın.Hicran oldu anne....
-
Ben tavan arasındayım sevgilim! diye bağırdı delikten aşağı doğru. Eski kitaplar bugünlerde çok para ediyor. Bir bakmak istiyorum onlara...
-
“Bir insanı anlamak için onu sevmek gerekir. Peki ama sevmek için ne gerekir? İşte tam bu noktada nedensizliğin arsız kuşları üzerinize pi...
